Anadolu’ya ‘Seyir’

Img

MELİSA VARDAL – Müzisyen ve akademisyen T. Volkan Aslan, yıllardır halk müziği ve folklor üzerine yürüttüğü çalışmaların ardından ilk stüdyo albümü “Seyir” ile dinleyici karşısına çıktı. Meyden neye, yaylı tamburdan kamançaya uzanan geleneksel Anadolu çalgılarını çağdaş düzenlemelerle buluşturan enstrümantal albüm Aslan’ın yaklaşık 30 yıllık müzik yolculuğunun birikimini yedi bestede bir araya getiriyor. Aslan ile hem “Seyir”in ortaya çıkış hikâyesini hem de Anadolu müziğinin bugünkü üretim biçimlerini konuştuk.

■ Uzun yıllara yayılan çalışmalarınızın ardından gelen “Seyir” sizin için nasıl bir dönüm noktasını temsil ediyor?

Aslında meslek hayatıma müzisyen olarak başladım. İlk hayalim de buydu. Konservatuvar eğitiminin ardından hayat beni kültür ve sanat yöneticiliğine taşıdı ama müzikten hiç kopmadım. Yaklaşık 30 yıldır İstanbul’da kültür sanat alanında emek veriyorum. Bu süreçte besteler de birikti fakat onları albüme dönüştürmek için doğru zamanı bulamamıştım bir türlü. “Seyir”, yeniden müzik diliyle konuşma ihtiyacımın sonucu oldu. Bazen sözlerle anlatamadığınızı müzik anlatıyor. Bu albüm de uzun yılların birikiminin ve dostlarımın güçlü desteğinin ürünü.

■ Geleneksel Anadolu çalgılarını çağdaş bir müzik diliyle buluştururken nasıl bir denge kurdunuz?

Halk müziği geleneğinden gelen bir müzisyenim. Mey, bağlama ve farklı ritim sazlarıyla yetiştim. Bestelerim de doğal olarak bu dünyadan besleniyor. Düzenlemelerde geleneksel sazların rengini korurken onları bugünün müzik diliyle buluşturmaya çalıştık. Hangi duyguyu hangi enstrüman daha iyi anlatıyorsa onu öne çıkardık. Bazı eserlerde özellikle çalmadım çünkü o müziğin ihtiyacı başka bir sesti. Stüdyoda kimseyi kalıplara sıkıştırmadık. Olabildiğince doğaçlamalara alan açtık. Bu yüzden “Seyir” benim olduğu kadar katkı sunan bütün müzisyen arkadaşlarımın da albümü aslında.

■ Halk müziği ve folklor üzerine pek çok çalışma yürütmüşsünüz. Akademik çalışmalarınız besteciliğinizi nasıl besliyor?

Saha çalışmaları benim için en büyük okul oldu. Anadolu’da dinlediğim türküler, hikâyeler, insanlar ve yaşadığım deneyimler hiç kuşkusuz bugün beste yaparken en önemli kaynaklarım. Yayımladığım kitaplar ve yıllar içinde yaptığım derlemeler müziğime doğrudan yansıyor. Örneğin albümde yer alan “Simas”, yıllar önce sahada karşılaştığım bir hikâyeden doğdu; önce dans tiyatrosuna, sonra da bu albümün bir parçasına dönüştü.

■ Anadolu’nun pek çok çalgısı, çoğu zaman belirli yörelerle ya da geleneksel repertuvarla özdeşleştiriliyor. Besteleri yaparken gözünüzde belirli mekânlar, coğrafyalar ya da anlatılar canlanıyor muydu?

Her eserin çıkış noktası farklı aslında. Kimi zaman bir hikâye, kimi zaman bir dans projesi, kimi zaman da içimde biriken bir duygu… Üretim, yaşadığımız hayattan besleniyor. Bazen bir coğrafya gözümün önüne geliyor, bazen sadece koşuyorum, bazen hüzünleniyor ya da öfkeleniyorum. Diyebilirim ki müzik benim için bütün bu duyguların dışa vurumu.

‘Dostluğun ve paylaşmanın hissedildiği bir çalışma’ 

■ Albümde Cahit Berkay gibi usta isimlerin yanı sıra BaBa ZuLa ve Deniz Mahir Kartal’ın remix’leri de yer alıyor. Bu birliktelik albüme neler kattı?

“Seyir” gerçekten bir müzisyenler albümü. Hayatım boyunca kolektif üretime inandım. Albümde adım yazıyor ama emeği geçen herkes onun gerçek sahibi. Farklı kuşaklardan ve farklı müzik dünyalarından arkadaşlarımız aynı samimiyetle bir araya geldi. Herkes kendi rengini kattı, kimse kendini sınırlamadı. Ortaya da dostluğun ve paylaşmanın hissedildiği bir çalışma çıktı. Başta Cahit Berkay, BaBa Zula, Deniz Mahir Kartal ve albüme katkı sunan tüm müzisyen dostlarıma; kayıt, düzenleme, görsel tasarım, animasyon, metin ve iletişim süreçlerinde emek veren bütün ekip arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Umuyorum ki stüdyodaki bu samimiyet dinleyene de aynı sıcaklıkla ulaşır. 

yok

Author: Zeynep Kurt