
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Dünya tarihi yüzyıllardır düzenlenen çeşitli uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında öne çıkanların başında Dünya Kupası ve Olimpiyatlar geliyor. Organizasyonlar kimi zaman savaşların gölgesinde gerçekleşirken, krizler ve çatışmaların turnuvaların gidişatı üzerindeki etkileri büyük bir merak konusu oluyor. Bunun son örneklerinden biri de halihazırda devam eden ve ABD, Meksika ile Kanada’nın ev sahipliği yaptığı 2026 Dünya Kupası oldu. ABD / İsrail ve İran arasında gerçekleşen savaşın gölgesinde düzenlenen Dünya Kupası’nda İran milli takımının akıbetinin ne olacağı geçtiğimiz haftalarda FIFA yetkililerinin en çok karşı karşıya kaldığı sorulardan biri oldu.

28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail ve İran arasındaki savaşın ardından İran milli takımının ABD’nin de ev sahibi olduğu Dünya Kupası’na katılması birçok kişi için imkansız görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump, mart ayında, İranlı oyuncuların turnuvaya katılmalarının memnuniyetle karşılanacağını ancak ‘kendi can ve güvenlikleri için’ bunu yapmamalarını tavsiye etmişti. Uzun süre devam eden belirsizliğin ardından İran milli takımının kampını ABD’nin Arizona eyaletinden Meksika’nın Tijuana kentine taşıması uygun görüldü ve vize problemlerinin çözülmesinin ardından İran, Dünya Kupası’ndaki maçlarına çıktı. İran’ın ilk maçı Trump’ın savaşı sona erdirmek için ön anlaşmaya varıldığını duyurmasından sadece bir gün sonra yaşandı. Sorun şu an için ortadan kalkmış gibi duruyor olsa da tarihe bakıldığında bu, savaşın gölgesinde geçen ilk Dünya Kupası değil. Hatta öyle ki savaş sebebiyle hiç yapılamayan Dünya Kupası turnuvaları bile oldu. 1942 ve 1946 yıllarında yapılması planlanan Dünya Kupası turnuvaları İkinci Dünya Savaşı sebebiyle hiçbir zaman yapılamadı. Peki tarihte savaşın gölgesinde gerçekleşmesiyle öne çıkan diğer turnuvalar hangileri oldu?
1969 YILINDA ‘FUTBOL SAVAŞI’ ÇIKTI
Dünya Kupası organizasyonları sırasında gerçekleşen savaşların en dikkat çekenlerinden biri 1969 yılında Honduras ve El Salvador arasında yaşandı. İki Orta Amerika ülkesindeki ilişkiler bu dönemde birçok sebeple oldukça gergindi. Göçmenler ve sınır anlaşmazlıkları üzerinden gerilen ilişkiler her geçen gün daha da kötüye gidiyordu. İlişkilerin gergin olduğu bu ortamda 1969 yazında, Orta Amerika komşuları kendilerini 1970 Dünya Kupası elemelerinde karşı karşıya buldu.

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
Yapılan ilk maçı ev sahibi Honduras kazandı. Rövanş maçındaysa kazanan ev sahibi El Salvador oldu. İki ülkede de toplumsal gerilim tavan yapmıştı. Bu ortamda tarafsız gözlemciler iki ülke arasında Meksika’da üçüncü bir maç oynanmasına karar verdi. Üçüncü maçın yapıldığı gün El Salvador, Honduras ile diplomatik ilişkilerini kesti. Bir gün sonra Honduras bu karara cevap olarak aynı şeyi yaptı ve El Salvador ile olan tüm ilişkilerini askıya aldı. Üçüncü maçı El Salvador 3-2 kazandı ve Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandı. Ama iki ülke arasındaki gerilim henüz sona ermemişti.
El Salvador’un Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmasından birkaç hafta sonra Honduras ve El Salvador arasında 4 gün süren bir savaş gerçekleşti. Yaşanan çatışmalarda çoğu sivil binden fazla kişi hayatını kaybetti. Yaşanan savaş futbol maçıyla ilgili değildi ancak gerçekleştiği dönemin iki ülke arasında oynanan futbol maçıyla aynı döneme denk gelmesi çatışmaların ‘Futbol Savaşı’ olarak adlandırılmasına neden oldu. Üçüncü maçta El Salvador’u zafere taşıyan golü atan Mauricio “Pipo” Rodríguez, 2019’da BBC’ye verdiği bir röportajda futbolun savaşın tetikleyicisi olmadığını söyleyerek “O gol olsun ya da olmasın, savaş yine de yaşanacaktı.” şeklinde konuştu.
1982 FALKLAND SAVAŞI
1982 yılında düzenlenen Dünya Kupası’nda Birleşik Krallık’a bağlı 3 ülke bulunuyordu. İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın yer aldığı turnuvaya katılmaya hak kazanan ülkelerden birisi de Arjantin’di. Turnuvanın başlamasına az bir süre kala, Güney Atlantik’teki Falkland Adaları üzerindeki uzun süredir devam eden anlaşmazlık, İngiltere ve Arjantin arasında ölümcül bir savaşa dönüştü. Savaşın başlamasıyla İngiltere içinde Arjantin’e duyulan öfke zirveye ulaştı. İngiltere Spor Bakanı Neil Macfarlane, Arjantin ile yapılması planlanan tüm sportif faaliyetleri iptal etmekten bahsediyordu. İngiltere’nin Dünya Kupası’nda Arjantin ile karşılaşma ihtimali vardı ve Londra bunun yaşanmaması için turnuvadan çekilmeyi değerlendiriyordu. Yıllar sonra yayımlanan belgelere göre Spor Bakanı Macfarlane, Başbakan Margaret Thatcher’a bazı oyuncuların Arjantin ile aynı turnuvada oynamak fikrinden ‘tiksinti’ duyduğunu söylemişti.

İngiltere çekilmiş olmayı değerlendirmiş olsa da 1982 Dünya Kupası, tüm takımların katılımıyla başladı. Açılış maçında Arjantin taraftarları stadyuma Falkland Adaları’nın Arjantin’e ait olduğunu belirten binlerce kağıt parçası attı ve İngiltere’yi protesto etti. Ancak savaş turnuva başladıktan kısa süre sonra sona erdi. İngiltere, 14 Haziran’da Falkland Adaları’daki Arjantin güçlerinin teslim olduğunu açıkladı.
İki ülke arasındaki düşmanlık 4 yıl sonra bir futbol maçında yeniden canlandı. Savaştan 4 yıl sonra, 1986 yılında Arjantin Dünya Kupası’nı kazandı. Arjantin, şampiyonluğa giden yolda çeyrek finalde İngiltere’yi mağlup etti. Dünyaca ünlü Arjantinli efsane Diego Maradona o maçta İngiltere ağlarına iki gol bıracaktı. Maradona’nın slalom golü “Yüzyılın Golü” unvanını alacak, eliyle attığı gol için sarf ettiği “Tanrı’nın Eli” ifadesi de tarihe geçecekti. Maradona, 1986 yılında yaşananları otobiyografisinde anlatırken Falkland Adaları’nın İspanyolca adını kullanarak “Elbette, maçtan önce futbolun Malvinas Savaşı ile hiçbir ilgisi olmadığını söylemiştik, ancak orada birçok Arjantinli çocuğun küçük kuşlar gibi vurularak öldürüldüğünü biliyorduk. Bu bir intikamdı.” diye yazdı.
1998 ABD-İRAN GERİLİMİ
1979 yılından bu yana birbirlerini karşılıklı ‘düşman’ olarak ilan eden ABD ve İran arasındaki ilişkiler, tıpkı günümüzde olduğu gibi 1998 yılında da ciddi bir gerilim yaşıyordu. 1990’lı yıllara gelindiğinde ABD; İran’ı terör örgütlerini desteklemek ve nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçlamaya başlamıştı. İran’da ise ülkeye yönelik yaptırımlar sebebiyle ABD karşıtlığı zirveye ulaşmıştı. Tam da bu ortamda 1998 Dünya Kupası’nda ABD ve İran milli takımları karşı karşıya geldi. Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenen ABD-İran maçında, İran hükümetine karşı olan ve yurt dışında yaşayan muhalifler, Tahran yönetimine karşı olan pankartlar ve tişörtlerle protesto gösterisi düzenledi.

Tribünlerde yaşanan gerilime rağmen sahada atmosfer ılımlıydı. Amerikalı ve İranlı oyuncular maç öncesinde el sıkıştılar ve birlikte fotoğraf çektirdiler. İran takımı ayrıca Amerikalılara barış sembolü olan beyaz çiçekler verdi. İran o gün 2-1’lik bir galibiyet elde etti ve bu durum ülke genelinde büyük bir coşkuyla karşılandı. Tahran’da binlerce kişi sokaklara döküldü ve hükümet bu zaferi İran’ın en büyük düşmanlarından birine karşı kazanılmış bir zafer olarak kutladı.
Dönemin İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran’ın ABD’yi mağlup etmesinin ardından İran Devlet Televizyonu’ndan yaptığı açıklamada “Bu gece, güçlü ve kibirli rakip, sizin ellerinizde bir kez daha yenilginin acı tadını tattı.” dedi. Hamaney, geçtiğimiz şubat ayında ABD’nin Tahran’da gerçekleştirdiği saldırılarda savaşın ilk günü resmî konutunda hayatını kaybetti. Halefi olarak Dini Liderlik koltuğuna oğlu Mücteba Hamaney seçildi. 2026 Dünya Kupası’nda mücadele etmeye devam eden İran ve ABD milli takımlarının akıbetini ve karşılaşıp karşılaşmayacaklarını ise turnuvanın gidişatı belirleyecek. ABD’nin grup liderliğini garantilemesiyle birlikte İran ile son 32 turunda eşleşme ihtimali ortadan kalktı. Ancak iki ülke, gruplarını lider tamamlayıp eleme turlarını geçmeleri halinde son 16 turunda, hatta finalde karşı karşıya gelebilir.
The post Gül uzatarak başladı füzeyle sona erdi! Savaşların gölgesi ve Dünya Kupası appeared first on Kilis Egitim.