
Gökdelenlerin gölgesinde, Central Park’ta (New York) çimlere oturmuş bir çift. Kadın kitap okuyor, erkek köpeğiyle ilgileniyor… Emine Yılmaz 13 Mart 2023’te Instagram hesabına yüklediği, kendi çizdiği illüstrasyonda günlük hayatın içinde sıradan, ama bir o kadar da huzurlu bir anı yakalamıştı. Yılmaz’ın bir sonraki paylaşımı 16 Mart 2026’da oldu. Aradaki yaklaşık üç yıl Yılmaz’ın hayatının en zor dönemiydi…

Emine Yılmaz 21 Mayıs 2023 Pazar sabahı işe gitmek için metro durağında bekliyordu. Tanımadığı bir adama ait iki el onu arkadan yakaladı ve trene doğru fırlattı. Kafasını hareket halindeki vagona çarpan ve raylara düşen Yılmaz hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralanmıştı… 14 saat süren bir ameliyata alındı. İki hafta sonra kendisine boynundan aşağısının felçli kaldığı ve bir daha yürüyemeyeceği söylendi. Geçen günlerde 39 yaşına basan Yılmaz, ailesinin desteğiyle verdiği mücadeleyi, tekrar resim yapmaya nasıl başladığını ve bu olayın onu nasıl değiştirdiğini anlattı.

◊ ABD’ye ne zaman taşındınız?
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
Eşimle (eski eşi Ferdi Özsoy) önümüzdeki seçenekleri değerlendirirken Amerika’da yeni bir hayat kurmanın bizim için daha iyi olacağını düşündük ve 2017’nin başında kademeli olarak buraya taşındık. İlk zamanlar kolay geçmedi. Ailemizin desteğiyle burada kendimize yer açmaya çalıştık. Bir yandan dilimi geliştirirken bir yandan da tam zamanlı iş arıyordum. Kalan zamanlarımdaysa özel resim dersi veriyor, aynı zamanda da yağlıboya resim çalışması yapıp belli resim galerilerine gönderiyordum. Bir tasarım ajansında sanat yönetmenliği yaptım. Uzun süre de freelance illüstratör olarak çalıştım. Ancak kişisel hayatımdaki değişimler, pandemi ve maddi zorluklar süreci daha da ağırlaştırdı. Buradaki hayat dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Her şeye sıfırdan başlamak gerekiyor. Bunlara alışmaya çalışırken zorlandığım, yalnız hissettiğim çok zaman oldu. Geri dönmeyi düşündüğüm anlar da oldu ama kalıp mücadele etmeyi seçtim.

◊ Olaydan önce çizerken size neler ilham veriyordu?
Burası çok hızlı ve yoğun bir şehir. Bense insanların çoğu zaman fark etmeden geçtiği sakin detaylara dikkat kesiliyorum. Hafızamda kalanlar, küçük detaylar, geçmişten taşıdığım deneyimler ve günlük hayatın sade anları bana ilham verdi ve bu anlar bana hayatın hâlâ yavaşlayan bir tarafı olduğunu hatırlattı. Şimdiyse bu geçtiğim süreç doğal olarak çizimlerime de yansıdı. Estetikten çok anlam daha bir önem kazanmaya başladı. Bir yandan kendimi ifade etme biçimine dönüştü, bir yandan da iyileşme sürecinde sığındığım bir alan oldu.
◊ O gün yaşadığınız olaya dair neler hatırlıyorsunuz?
Kendimi platformda yerde bulduğum andan hastaneye götürülene kadar bilincim açıktı. Yanımdaki iki kadının bana yardım ettiğini, insanların koşuşturduğunu ve ambulansa alınışımı hatırlıyorum. Hem vücudum hem zihnim donup kalmıştı sanki, bu yüzden olanları tam olarak kavrayamadım. Sonrasında gözlerimi yoğun bakım odasında açtım. Uyandığımda ağzımda solunum tüpü, burnumda beslenme tüpü vardı. Bu yüzden 4-5 gün boyunca konuşamadım. Vücudumda oynatabildiğim tek bölge göğsümün üst tarafıydı, kollarımdaysa çok sınırlı bir hareket vardı. İki parmağım sargıdaydı. Boynumda bir sabitleştirici vardı. Olaydan ameliyata kadar geçen süreci bir kâbusun içindeymişim gibi yaşamıştım. Kendimi sürekli birazdan uyanacağıma, bunun geçici olduğuna inandırmaya çalıştım.
◊ 14 saatlik bir ameliyat geçirdiniz. Sonrasında neler yaşandı?
İlk hissettiğim şey yoğun bir yabancılık ve korku duygusu oldu. Uyandıktan sonraki günlerde doktorlar ve cerrahlar sık sık gelip kontroller yapıyordu. Kollarımda hareket olmayacağını düşünüyorlardı ama ben
o gün iki kolumu neredeyse havaya tamamen kaldırarak onları yanıltmayı başarmıştım. O zamanlar yapılan konuşmaların çoğunu kavramakta zorlanıyordum. Vücudumdaki hissizliğin geçici olduğunu, birkaç gün içinde toparlanıp hastaneden çıkacağımı sanıyordum. Açıkçası doktorlara da aileme de sormaya cesaret edemedim. İçimde kötü bir cevap alma korkusu vardı.
◊ Aileniz için de çok zor bir durum…
O sırada eşim ve arkadaşlarım organize olarak ve hiç tanımadığım insanların yardımıyla Türkiye’deki aileme hızlı bir şekilde vize aldılar ve bir hafta sonra annemle (Necüde Yılmaz) kız kardeşim (Esra Yılmaz) hastaneye geldiler. O odada herkes kendi içinde başka bir mücadele veriyordu. Ben bedenimle ve korkularımla, onlarsa beni korumaya çalışarak… Bir yandan da çok fazla ziyaretçim oluyordu. Tanımadığım insanlar da geliyordu. Karşımda ağlayanları gördüğümde durumun ağırlığını daha fazla hissetmeye başladım. O zamanlar kafam allak bullaktı ama ailem ve sevdiğim insanların orada olması bir şekilde güvende olduğumu hissettirdi.
◊ Hayatınızın geri kalanını felçli geçireceğinizi söylediklerinde ne hissettiniz?
Asıl sağlık durumumu öğrenmem iki hafta sürdü. Ailem söyleyemediği için cerrahtan rica etmişler. Durumumu öğrendiğimde annem yanımdaydı. İnanmakta zorlandım. Üzgündüm. Bir süre konuşamadım… Aklıma gelen tek şey nasıl hayatta kalacağımdı? Nasıl çalışacaktım? Nasıl çizecektim? Ben burada, ailem Türkiye’de. Nasıl destek alacaktım? Sağlık sigortası bütün bunları karşılayacak mıydı? Benim için o an, her şeyin yıkıldığı ama aynı zamanda yeniden kurulmaya başladığı yerdi.
◊ Evinize döndüğünüz güne kadar nasıl bir tedavi uygulandı?
Yaklaşık bir ay yoğun bakım ünitesinde kaldım. İlk dönemde kaslarım çok zayıftı ve akciğerlerimde sık sık sıvı birikiyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Bunun için günde birkaç kez özel bir kateter yöntemiyle müdahale ediliyordu.
Bu işlem hem fiziksel olarak zorlayıcı hem de yorucuydu. Bir süre sonra ağzımdaki beslenme tüpü çıkarıldı. Tekrar yemek yiyebilmem için çeşitli yutkunma testlerinden geçtim. Oldukça zayıf düşmüştüm. Aldığım yoğun ilaç tedavisi nedeniyle günün büyük kısmını uyuyarak geçiriyordum. Buna rağmen kaslarımı aktif tutmak ve güç kaybını azaltmak için her gün fizik tedavi ve ergoterapi uygulanıyordu. Yaklaşık bir ayın sonunda beni NYU Rusk Rehabilitasyon Merkezi’ne transfer ettiler. Orada hem bana hem de aileme ev yaşamına uyum, bakım süreci ve günlük yaşam adaptasyonlarıyla ilgili eğitimler verildi. Aynı zamanda fizik tedavi ve ergoterapiye devam ettim. Boş kalan zamanlarda grup terapilerine ve bireysel sanat terapisine katılmaya çalışıyordum. Bana iyi gelen nadir alanlardan biriydi. Yaklaşık iki ay rehabilitasyonda kaldım.
Sabır ve teslimiyet
◊ Bu süreçte yanınızda eşiniz ve anneniz mi vardı?
Eşim hastanedeki süreç boyunca bana destek verebilmek için gece aynı odada kaldı. Gündüzleriyse arkadaşlarım sırayla gelip yanımda oluyordu. Annemler Türkiye’den gelince bakım süreci daha farklı bir düzene girdi. Rehabilitasyondayken gündüzleri ziyarete geliyorlardı. Bu benim için büyük bir motivasyon oluyordu. Eve döndükten sonra bir süre annem ve kız kardeşim günlük ihtiyaçlarımda bana yardımcı oldular. Ev bakım görevlileri gelmeye başlayınca biraz olsun yükleri hafifledi. Annem öğrendiği birkaç kelimeyle markete alışverişe gidiyor ve eve gelen yardımcıları da öğrendiği kelimelerle yönlendiriyordu. Yaşadığı hastalıklara rağmen üç kez, 11 saat boyunca seyahat etti ve hiç şikâyet etmedi. Kendi hayatlarını bir kenara bırakıp benim için büyük fedakârlık yaptılar. Onlar sayesinde buraya kadar gelebildim.
◊ Bir gününüz nasıl geçiyor?
Geçen ekim ayında yeni dairemize taşındık. Önceki evimiz erişilebilir değildi. Yataktan tekerlekli sandalyeye transferimi yakın zamanda kurulan raylı lift sistemiyle çok daha kolay yapabiliyoruz. Evde yapılan bazı düzenlemeler sayesinde hem hareket alanım arttı hem de günlük bakım daha yönetilebilir hale geldi. Günüm genellikle egzersiz ve tedavi etrafında şekilleniyor. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez vücudum esnetiliyor. Haftada iki kez fizik tedavi için hastaneye gidiyorum. Diğer günlerde FES (fonksiyonel elektrik stimülasyonu) bisiklet kullanıyorum. Bunun yanında robotik eldivenle hareket etmeyen parmaklarıma yaklaşık 40 dakika egzersiz yaptırıyorum. Zaman buldukça okuyup araştırıyorum. Fırsat buldukça resim yapıyorum. Bazen kitap okuyorum. Hava güzelse temiz hava almak için dışarı çıkıyoruz.
◊ Size neler güç veriyor?
Eşimin yönlendirmesi, benim kararlılığım, annemin gücü ve kız kardeşimin desteğiyle devam etme isteği buldum. Zorlandığım, güçsüz hissettiğim zamanlar da vardı ama annem bana ilham oldu. O her durumda, ne olursa olsun o gün erkenden kalkar, yapılması gerekenleri yapar, bir şekilde rutinini bitirir, yarım bırakmaz. Bana her günün ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Tekrar resim yapmak da bana büyük bir moral kaynağı oldu.
◊ Nasıl geçiniyorsunuz?
Sağlık sigortası; terapi, doktor, bazı ekipmanlar ve ilaçlar konusunda destek sağlıyor, ancak yaşamı sürdürebilmek için gerekli diğer giderler ayrı bir mücadele gerektiriyor. Bazı giderlerimi sosyal destekler, ailemin yardımı ve bana destek olmak isteyen insanların bağışlarıyla (arkadaşları GoFundMe’de bağış kampanyası başlattı) karşılıyorum. Bu süreçte toplum desteğinin ne kadar önemli olduğunu anladım.
◊ Hayata bakışınız değişti mi?
Bildiğim pek çok şey bir anda altüst oldu. Yalnızca fiziksel olarak değil, manevi olarak da değiştim. Eskiden her şeyi kontrol etmeye çalışır ve bu şekilde mükemmel sonuçlar alacağımı düşünürdüm. Çoğu zaman da işe yaramazdı. Bu olaydan sonra neredeyse her şey kontrolüm dışında gelişti. Bu süreç bana daha sabırlı olmayı ve teslimiyetin önemini gösterdi. Bütün zorluklara rağmen hayata tutunmamda manevi gelişimimin önemli bir yeri oldu.
‘Tüm aşamaları paylaşan bir sergi açmak, neden olmasın!’
◊ Kısa bir süre önce tekrar çizim yapmaya başladınız. Kim bilir belki yakında
bir sergi haberi verirsiniz bize…
Durumumu öğrendiğimde resimle olan yolculuğum buraya kadarmış diye düşündüm. Aldığım ergoterapi, hastanın mesleğine ve ilgisine göre şekilleniyor, bu yüzden terapistim Hannah beni adaptif boyama fırçalarıyla tanıştırdı. İlk denemelerimde, istediğim gibi olmayınca çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Daha önce çok kolay yaptığım bir şeyi artık zorlanarak yapmak, beni belirsizlik hissiyle yeniden yüzleştirdi. Ancak aynı zamanda başka bir şeyi görmeye başladım. Kafamda hâlâ bir şeyler yaratmaya devam ediyordum. Hâlâ imgeler, kompozisyonlar ve fikirler canlanıyordu. Böylece, yavaş yavaş çizmeye geri döndüm. Aynı zamanda omurilik alanında uzman olan bir hastanenin rehabilitasyon merkezinde 1.5 ay kadar yattım. Sonra uzun aralıklarla kollarıma iki sinir transferi ve üç kas transferi ameliyatı yapıldı. Ameliyatlardan sonra terapiye giderek kollarımı güçlendirmeye çalıştım. Sağ elim ve kolum güçsüz olduğu için, sol elimle sadece bilek ve dirsek hareketini kullanarak çizmeye başladım. Bu süreç kolay değildi ama bana yeniden üretmenin mümkün olduğunu gösterdi. Ve bir gün, bu süreçte yaptığım tüm aşamaları paylaşan bir sergi açmak neden olmasın!

‘Bunu yapan adamla aynı salonda bulunmak kolay bir deneyim değildi’
Olayı gerçekleştiren saldırgan iki gün sonra evsizler barınağında yakalandı. 42 yaşındaki Kamal Semrade’yle ilgili dava mayısta sonuçlandı.
◊ Dava sonuçlandı. Verilen cezayla ilgili ne hissediyorsunuz?
Elbette öfke duyduğum zamanlar oluyor. Sonuçta hayatımı kökten değiştiren büyük bir haksız olay yaşandı. Dava mart ayının başında başladı ve yaklaşık iki hafta sürdü. Ben de duruşmada yaklaşık yarım saat kadar ifade verdim. Bunu yapan adamla aynı salonda bulunmak kolay bir deneyim değildi, duygusal olarak ağır bir andı. Davanın sonunda jürinin kendisini suçlu bulması bana büyük bir rahatlama verdi. Çünkü en azından yaşananların ciddiyetinin hukuki olarak da karşılık bulacağını hissettim. Mayıs ayında yargıç, 20 yıl hapis cezası ve 5 yıl da gözetim altında tutulma kararı verdi. Benim beklentim ömür boyu hapiste kalmasıydı ama yasa gereği bundan fazlası verilemiyormuş. Bence büyük bir haksızlık.
The post ‘Zorlandığım zamanlar da vardı ama annem bana ilham oldu’ first appeared on Kilis Egitim.
